İZNİK’İ KADINLAR SALLAYACAK!

İZNİK'İ KADINLAR SALLAYACAK!

Play Video

İznik Üreten Kadın Derneği Üyeleriyle Sohbet...

Merhabalar Havva hanım,

-Merhabalar…

“İznik Üreten Kadın Tanıtım ve Dayanışma Derneği” toplantısına geldik biz. 

Evet, hoş geldiniz diyoruz. 

Ve gurur duyduğumuz üretici kadınlarımızın  bundan sonraki planları,neler yapacağıyla ilgili  bir toplantıdayız şu anda aslında, biz de birazına katıldık,

Havva hanım, bu derneği ne zaman, nasıl kurdunuz, amacınız ne, Ne yapmak istiyorsunuz, biraz anlatır mısınız?

İznik Üreten Kadın Dayanışma Tanıtım Derneğimiz, Derneğimizi 9 ay önce kurduk. 

İznik’te hiç olmayan bir ilke imza attık.

-Tebrikler! 

Çünkü 4 Medeniyet,5 Uygarlığa imza atmış, dev bir ilçedir İznik. Hatta bizim burada çok da güzel söylerler İznik’i,

İznik gölüyle beraber tarihi dokumuz, o kadar güzeldir ki, o dokuya aslında İznik’in tarihten beri gelen kadınların eli değiyor.

Çünkü Antigonia İznik’i fethettiği zaman karısına hediye ediyor burayı. Orhangazi İznik’i tekrar fethettiğinde, yine Nilüfer Hatun’a burayı hediye ediyor. Demek ki kadın eli çok fazla var İznik’te. ama eksiği vardı; bugüne kadar İznik’te bir İznik Kadın

Dayanışma Tanıtım Derneği yoktu.

Biz de bu dernekle beraber bu eksiği tamamlamaya gayret ediyoruz. 

Bizim burada asıl amacımız, kadınlarımızın ne kadar üretken olduğu,  o üretkenliklerini de ne kadar ortaya koyabildiği…

Biz ilk önce “Kent Konseyi” ile bu oluşumu yaptık. Çünkü ben İznik’in bir dönem önceki Kent Konseyi’nin Genel Sekreterliğini ve Başkanlığını yaptım. Yaşım 53 ama, ben 18 yaşımdan beri hanımların içinde var olan, onların  kimi ablası, kimi kardeşi kimi anneleri olan bir hanımım şu anda. 

İznik’e gelen misafirler, size şu anda İznik çarşısında ulaşabiliyorlar o ana cadde üzerinde Kılıçarslan caddesinde bir standınız var, Belediye Başkanımız bize orada bir yer verdi, Allah ondan bin kere razı olsun. 

Evdeki hanımlarımız yaptıkları ürünleri pazarlayamıyorlar, tanıtamıyorlar, evde kısıtlı kalıyorlar. yani getirip burada sergimizde, onların ürünlerini, kendi ürünlerimizi sergilemeye çalışıyoruz, tanıtmaya çalışıyoruz, bir katkımız olsun, hanımlarımıza, kendimize… O açıdan, yani kadınları kalkındırmak, dayanışma, amacımız bu…

Sizin adınız ne?

-Sevda Emin

Sizin?

-Resmiye Aslan

Sizin?

-Fatma Yıldız

Sizin?

-Tülin Arslan

Her kadın evde birşeyler üretiyor ama bunu satış alanı olmadığı için, eşe dosta satıyor, ama biz burada, yurt dışından gelenler oluyor, turistler oluyor, Turistlere ördüklerimizi satmaya çalışıyoruz. Herkes kendi ürettiği için el emeğini daha hakkıyla satışa sunmaya çalışıyoruz.

Sizin adınız neydi?

-Ben Havva Karaman. Ben Karadenizliyim. Ben birşey satmıyorum ama, destek olmak için üyeyim. Benim Pansiyonum var. Burada turizmcilik yapıyorum. Zaten kendi işim olduğu için, ben buraya destek veriyorum.

İğne oyası tasarımı yapıyorum, Arkadaşımız Amigurumi yapıyor. 

Bu tekniğin adına “Amigurumi” mi deniyor?

Evet, el örgüsü.

-Örüyorsunuz, içini dolduruyorsunuz

Evet.

Müziklidir, çocuk odasında, kapı süsü olarak,duvar süsü, her şekilde…Bu da Hacivat ve Karagöz’ümüz. Böyle bebek çıngırakları var,

Bu da eğitici oyuncağımızdır; Böyle kafası çıkarılıp, hazır oyuncaklar yerine evde üretilmiş, gayet iyi de tasarlanmış,

Geri dönüşümcü arkadaşımız var, Bunlar makarna, köpük, 

Siz mi yapıyorsunuz?

-Ben yapıyorum.

Su kabağını böyle (boyuyorum) Şişeleri yaptım böyle.

Siz bunun kursuna gittiniz tabi,

-Yo hayır, kendim (öğrendim)

Boyamaları yapıyorum, kabağı kendim boyuyorum. Onu işliyorum,

Bunları kalan penye iplerden böyle (örüyorum), çanta yapıyorum

Böyle gözlük iplerim var, Bu çantaları ben işledim.

Çok güzel, ellerinize sağlık.

 

Evet gelelim şimdi;

-İğne oyacısı, iğne oyası burası.

-Çok güzel, çok zevkli şeyler yapmışsınız…

Sizde mi hiç kursa gitmediniz?

Ben hiç kursa gitmedim, küçükken annem öğretti bana iğne oyasını…

Onlar kolyelerimiz,

Yaratıyoruz…

 

Ellerinize sağlık, bu Dernek çok güzel olmuş o zaman size.

-Harika oldu.

Bu az önce gösterdiğiniz (çinili iğne oyaları)

şunlar takılarım, bunlar kasnakta işlediğim Rokoko işlemeleri.

Şallarım,

Gelinciğimi çeker misin, bunu da yeni yaptım.

-Çok şık gerçekten.

 

Evet, bunlar ne işi?

-Hoşgeldiniz, Benim biraz yelpazem geniş, Suplalarımız var,

Mutfak takımlarında kullanıyoruz böyle,

Evet, bu şekilde takım olarak kullanıyoruz. Peçetelerimi ben kendim kumaş alıp, tasarımlarımı kendim yapıyorum.

Burada da yine renkli çalıştığımız Suplalarımız var.

İğne oyalarımız var, örgü suplalarımız var,

bebek ürünlerimiz var, etamin işlemelerimiz var, Gelin hamamlarında kullanabileceğimiz hamam setlerimiz var.

 

Kendim özel tasarım yapıp ürettiğim ürünlerim var. Etaminlerimiz var, bebek battaniyelerimiz,

Müslin kumaş dediğimiz ürünlerden yapılmış organik ürünlerimiz var.

Bunlar mı?

-Evet bunlar, nefes alan ürün denilir. Mesela böyle bir kumaş var,

ama ben bu kumaşa ne yapıyorum; bir yastık ekliyorum,

bir örtü, bir de yanına diş kaşıyıcı yeni doğan bebeklere,

ister hediyelik, ister kullanmak isteyenler ,

Biliyorsunuz şimdiki zamanda doğal ürün kullanıyorlar,

Böyle, iğne oyalarımız var, liflerimiz var,

Mutfak takımı, etamin takımlarımız var böyle.

Bu bir runnerı olup, 6 peçetesi olan takımımız.

 

Gelin bohçasında kullanabileceğiniz gelin-damat figürlü

lif setlerimiz de var.

 

Sen neler yapıyorsun, neler satıyorsun?

Bebek ürünleri, örgüleri satıyorum.

Kendin mi yapıyorsun bunları?

Babaannemden öğrenmiştim, hepsini kendim yapıyorum.

Battaniyeler, örgüler, yelekler, çoraplar,

takımlar, Bir de gıda bölümüm var, hepsini ben yapıyorum.

Burada konserveler kışlık herhalde.

-Evet,turşularımız da var,

Kahvaltılıklarımız var,

Tarhana, ıhlamur, ıhlamur bahçenden mi?

-Ihlamur bahçeden,

 

Tarhana hepsi el ürünü, dolmalarımız, sarmalarımız günlük, Taze taze yapıp getiriyorum.

Her gün bu standa gelenler bulabiliyor mu bunu?

Çarşamba, Cumartesi, Pazar günleri buradayız, hepsini yapıyoruz.

 

Az önce sohbetimizde dediniz ki, köylere de ulaşacağız tek tek,

oradan da dernek üyeleri edineceğiz.

-Çünkü biz 43.000 nüfusu olan İznik ilçesinde yaşayan hanımlarız.

Biz istiyoruz ki bu ilçedeki tüm hanımları kapsasın,

ama köylerimizi de, Çünkü köylerimizde çok değerli el işçiliklerimiz var. Biz ne kadar büyürsek, bizim tüm hanımlarımız da o kadar büyüyecek demektir.

Tabi bu dernekte ben tek değilim.

Yanımda kurucu Genel Sekreterimiz var; Gülçin hanım.

O da bir şeyler söylemek ister derneğimiz için, 

Ben biraz sözü de arkadaşlarıma bırakıyorum burada.

-Teşekkürler

 

Başkanıma çok teşekkür ediyoruz, yani başından beri hep inandığımız bir şey vardı; Kadının gücü ve kadının ekonomiye katkıda bulunması.

Hem öz güveni açısından, hem sağlıklı bir birey olması açısından,

hem de kendi ürettiğini satmanın bir hazzı var, çok önemli.

 

Siz üretiyor musunuz bir şey şu anda?

 

Ben bu çarşıda sadece Genel Sekreter olarak görev alıyorum.

Üstümdeki yelek gibi mesela üretimlerimiz var,

Ben naçizane çini üretiyorum.

-Naçizane çini nedir, yeni bir tarz mı(gülüşmeler)

Mütevazi; şimdi yanımda Havva Candar varken veya diğer çini üreten ustalar varken, benim “çini üretiyorum” demem çok abes kalır.

Ben çini yapmayı çok seviyorum, ben sadece Genel Sekreter olarak

Havva hanımın yanında vazifelendim.

Yani burada olmaktan keyif duyuyorum.

 

Ben burada Gülçin hanıma bir ek yapmak isterim,

İznik’te üreten kadınlar diyoruz biz, çininin dışında tuttuk ama,

İznik çini anlamında dünya mirasında bir numaradır, İznik çinisi.

 

Şimdi hakikaten zanaatkar ustalarımızın Süleymanpaşa Medresesi’nde,

yeni yılda inşallah, yeniden işlevini kazanıp, yine o sanatçılarla devam ederken üreten bir çarşıdır orası. Kaç yıldır kapalıydı medrese?

Bu sene artık 3. yılımıza giriyoruz ama iki yılda tamamlandı.

Ama artık açılacak müjdesi…

-O müjdeyi veriyorum ben, Artı, yanına üreten kadınlarımızı da koyuyoruz. Çünkü orada 10 tane dersliğimiz var, 10 dersliğimizden bir tanesi de üreten kadınlarımıza inşallah olacak.

Allahın izniyle.

Şimdi çini sektöründe de kadınlar, her yerde kadınlar var.

O hanımlardan birisi de Gülçin’çe.

Kendi mağazanız var sizin,

-Evet

 

Hakikaten çok güzel de çini yapar…

 

Bizim çok önemli bir projemiz vardı bundan önceki Belediyemizde;

Bizim Hanımelleri Kadın Çarşımız vardı. Aslında yeri bitmiş,

onu buradan söylemek istiyorum,

Çandarlı Halil Hayrettin Türbesi var.

biraz ilerisinde bizim bulunduğumuz caddenin, bize Büyükşehir orayı “Kadınlar Çarşısı” olarak tahsis edeceğiz diye böyle bir sözleri vardı. Ben Büyükşehirimizin o çarşıyı yapacağına inanıyorum.

Dileriz ki İznik’te bir kadın çarşısı kurulur.

Yani bu çok önemli, biz şimdi stand gibi bir yerde duruyoruz ama,

İznik’te 43.000 nüfusa yakışır bir kadın çarşısının olması (gerekir)

 

Sizin dernekte göreviniz ne?

-Ben Derneğin Basın Yayın sorumlusuyum.

Aynı zamanda Başkanımızın özel kalemiyim.

İnstagram hesaplarımız var, paylaşımları ben yapıyorum.

Bütün üyelerimiz ürünlerini güzelce fotoğraflayıp görselini

bana yolluyor, ben orada paylaşım yapıyorum.

İznik’teyiz, herkesin bize ulaşması kolay olmayabilir,

Ama İnstagram aracılığıyla, İnstagram’dan “izniküretenkadındayder” olarak tıkladıklarında bize ulaşabilirler.

Aynı zamanda yine Facebook hesaplarımız var.

Oradan da yine aynı şekilde bize ulaşabilirler. 

Toplu siparişleriniz olabilir. Bireysel alışveriş yapabilirler.

Bize ulaşmak kolay.

 

Ürün yelpazesini biraz söyler misiniz? Yani, yiyecek, içecek de var,

-Tabi, bakın önümde sürekli yakama takıp indirdiğim bir iğne oyası var, bu bizim için çok kıymetli aslında.

Bu lale, bu da karanfil.

İznik’imizin simgesi zaten İznik çinisi, Çinideki laleyle karanfili aldık, Resmiye hanım, çok güzel bir yaka iğnesi elde etti.

Resmiye hanım, Yönetim Kurulu Başkanımızdır. Şimdi bakın bu çok özel birşey; bunu herhalde üreten ve şu anda da sizde yayınlanan tek,

başka yok ve bu iğne oyasından tek yaka iğnesi olacak.

Şunlar da çok kıymetli;

-Ben onu stantı dolaştığımda öğrendim,

Adını ilk kez duydum; Amigurumi, Hangi dilde olduğunu da anlamadım,

Aslında Türkçesini söylemek lazım, -İçi doldurulmuş tığ işi.

Tığ işi, Ama organik diyorum ben bunlara, Neden, çünkü plastik oyuncaklar zamanla çocuklarımıza zarar

verirken, bu tamamen doğal…

Doğal bir ürün olduğu için de bugün hakikaten oyuncak

sektörüne girmesi gereken yegane ürünlerimiz.

Makineye atıp yıkanabiliyor, Ağzına sokabilir çocuklar,

-Hiçbir zararı yok.

Bizim asıl çıkış ürünümüz de “File Çanta”.

Burada Unesco’da çıkış ürününüz ne dediler bize,

O dönemde biliyorsunuz poşet kaldırıldı, ve herkesin evine file girmeye başladı.

O zaman Kezban hanım girdi devreye, çarşımızın temsilcisidir.

-Yani oradaki standın temsilcisi siz misiniz?

–Evet, 60 yıl önce benim annem yapıyordu bu fileleri.  

Evlenirken laf olsun diye onun yaptığı aparatı

 

sandığıma attıydım. Arada açtığım zaman, “bunu ben nerede kullanacağım” diye (düşünüp) gene koyuyordum.

Ama geçtiğimiz yıl poşetler kaldırıldı,

yerine fileler, bez çantalar çıkacak denilince

-“Tam zamanı” dediniz.

 

Eşime dedim “ben bunu yaparım

Nerede yapacaksın dedi, hani kadınız ya…

“Ben yaparım” dedim. Aldım önce Amigurumi ipleriyle yaptım.

“Ben fileyi yapıyorum, unutmamışım” dedim.

Ama ipler ince geldi,

Hadi ipimi değiştireyim derken, baktım fileyi yaptım.

İçinden dökülecek dediler, altına yarım astar koydum.

Yarım astarlı derken onu büyüttüm,

Üzerine logo koydum, çanta gibi yaptım.

Derken “fileci teyze” oldum.

 

-Biz de ne yaptık biliyor musunuz; içerisine

“İznik Unesco Dünya Mirası” diye yazdık. Onun logosunu da filenin içine yerleştirip bununla çıkış ürünü hazırladık.

Bizim ürün yelpazelerimiz geniş.

Burada da liflerimiz var, bunlar Tülin hanımın,

Benim hala vazgeçilmezimdir etamin ve kanaviçe.

Buraya geldiğimizde yine bizim el örgüsü çantalarımız var.

Kezban hanımın ördüğü çantalar.

İşte iğne oyası dediğimiz karanfilimiz, zeytin dalımız,

Resmiye hanım çiniyle iğne oyasını bütünleştirdi.

Yani yaptığı kolyenin kenarlarında iğne oyaları var.

Bu da Serap hanımın. Ben burada şunlara bayıldım;

Şu tepsi değil mi?

Bunu es geçmek istemiyorum. Bu Rumi desenidir yalnız.

Böyle ahşabın içinde tepsimizle mükemmel bir çalışma, 

ben kutluyorum buradan seni.

Yani inanılmaz güzel şeyler yapılıyor, buyurun;

-Bunlar

da Serap hanımın, lambader yapmış.

Şunun ayrı bir özelliği var biliyorsunuz değil mi?

Üç Vav’ın geçme özelliği. Birliğin, gücün sembolu ve

Gücün ve birliğin, beraberliğin bozabileceği hiçbirşey yok,

onun önemi çok büyüktür.

Evet, yün işlerimiz, Derya hanım neredesin? buradayım de:)

Bunlar tamamen bebek kıyafetleri,

Diyorum ki ben, tüm bebek cemiyetlerinde

Derya hanım oradaki ihtiyaçları giderecek yün örgüleri örüyor.

Örgünün dışında başka şeyler de yapıyor Derya,

-Dolmalarımızı, sarmalarımızı o yapıyor.

Bu çanta Tuğba hanımın, çantam ahşap üzerine dekopaj şeklinde,

desen çizildi,

sonra mumlu ipli, içi keçe astarlı,

  1. sınıf kalite malzemeyle üretildi.

Güzel yani beğeniyorum ben,

-Eline sağlık

Bu çantalara ne diyorlar?

-Makaron

 

Makaron çantalar diyorlar ve ben

birçok yerde görüyorum bunları.

Bizim burada çok eski arkadaşımız var, Sevim hanım ve Hülya hanım,

Aslında derneğimizin gıdada onlar gözlemecisidir.

 

Mesela şöyle bir program yaptık onlarla o kadar güzeldi

ki, “Nursel’in Mutfagı”nı hepimiz biliyoruz değil mi,

Nursel’in mutfağı bize geldi, Hanımelleri Çarşısında

 

O çekimlerden sonra Nursel hanım beni aradı, dedi ki;

“Havva hanım, o program tıklama rekorları kırdı” dedi.

Böyle bir yeşilliğin içinde sofralar kuruldu,

O gözlemeler, bir köy konsepti hazırladık onlara.

O köy konseptiyle bir çekim yaptık,

O çekimde de biz en fazla gıdaya yer verdik.

Arkadaşlarımız da derneğimizin gıda yönünde uzmanları.

Hülya hanım ve Sevim hanım.

 

Evet, kim yapıyor o gözlemeleri? İkiniz mi yapıyorsunuz?

-Evet, eltiyiz.

Hemen hemen 6 sene olacak.

Orada gözlemeyle mi başladınız?

-Evet

Evvelden yapıyor muydunuz?

-Yok, yapmıyorduk. Havva başkanımızla beraber bu yola çıktık.

Sizde mi aynı şekilde?

-Evet beraberiz. Evet o zamandan bugüne geldik.

Özel bir şeyimiz yok, Dernekle beraber başladık, devam ediyoruz.

Tarhanadır, makarnadır, erişte dediğimiz…

Onlarla beraber, onları da yaptık.

 

Aslında çoğunlukla herkes iş hanımı.

Şehnaz hanımın da özel bir tasarımı var,

-Siz ne yapıyorsunuz?

Ben mum yapıyorum. Stantta varmıydı sizin(ürünler)

Ben bu aralar pek kayılamıyorum çalıştığım için.

Ama inşallah en yakın zamanda.

şeffaf mumdan, içine çeşitli objeler atarak,

bardaklara, fincanlara bir şekilde uygulayabiliyoruz onu.

Eksiğimiz; burada olmayan arkadaşlarımız var.

Derneğimizin belkemiği de Resmiye hanımdır.

Mesela Kezban hanım da öyledir, ben çok severim o yönlerini,

Çarşıdaki ikisi hanımların, birlikte kaynaşmasını sağlayıp

onlara çok güzel enerji veriyorlar.

 

-Çok seviyoruz gerçekten birbirimizi. Hanımlar bütün hünerlerini sunuyorlar, çok güzel şeyler yapıyoruz.

Mesela akşam eve gidiyoruz, hafta sonu açıyoruz,

O hafta ne yaptık, herkes birbirine gösteriyor.

“Bak ben bu hafta bunu yaptım, şunu yaptım” çok güzel

şeyler yapıyoruz.

 

Peki bana şunu diyen var mı;

“Ben bu derneğe girdim hayatım değişti”

 

-Ben diyebilirim

-Ben de diyebilirim…

Çok faal olan bir bayan olarak bile,

yine de bunu diyebiliyorum, çünkü şöyle;

ki ben hiç durmayan biriyim.

Derneğin adını duyduğumda korkarak girdim,Çünkü derneklerden, genelde böyle üye olmalardan falan çok korkarım, tedirgin olurum, ama girdiğimde öyle bir ortama rastladım ki, sanki herkes bir aile olmuş, birbirini çok tanıyor, herkesin birbiriyle bir paylaşımı var,  

birşeyler üretip ortaya sunuyorlar.

Sonra Havva başkanın adını duydum, kendisiyle de tanıştım.

Burada birşeyleri sunmak, birşeyleri üretmek, İnsanlara ürettiklerinizi sunmak çok güzel birşey,

 

Ve bunu da destekleyen bir derneğin içinde olmak bana çok güzel geldi.

O yüzden hayatım değişti, evet…

İznik’e geldikten sonra hayatım burada dernekle beraber

bayağı güzel değişti.

 

İznik zaman zaman üzerindeki o ölü toprağı atamaz, atamayacak da.

Atamayacak, İznik’i kadınlar sallayacak…

İnşallah…

Hepinize çok teşekkürler…