UÇAN BALIK GÖRDÜNÜZ MÜ?

UÇAN BALIKLAR DİYARI VAN!

Herkese merhaba, bugün Van’dayız. Önce “uçan balık” diye anılan İnci kefallerinin göçüne tanıklık edeceğiz.

İnci kefali Dünyada sadece Van’da yaşayan sazangillerden bir balık türü. Van gölünün Tuzlu sodalı sularında yaşıyor ama gölün suyu üremesine uygun olmadığı için ilkbahar aylarında büyük sürüler halinde akarsulara göç ediyor ve yumurtasını bıraktıktan sonra tekrar göle dönüyor.  Her yıl  nisan’dan  temmuz’a kadar  Van gölü çevresindeki tüm dereler, akıntının tersine giden balıklarla doluyor.

Bu balık göçe başladığı anda beslenmiyor, yem almıyor ve göçü tamamlanıncaya kadar inanılmaz zahmetlere katlanıp, akarsuya karşı büyük bir mücadele veriyor. Önüne çıkan engelleri şelaleleri zıplayıp, uçarak  geçmeye çalışıyor  ama sığ sulara yığıldıkları için, kuşlar ve insanlar tarafından kolayca avlanabiliyorlar. Yöre halkından binlerce insan, geçimini İnci Kefali avcılığıyla sağlıyor ancak bu göç yolculuğu sırasında bu balığı avlamak yasak.

 Geleneksel hale gelen Uçan Balık Festivali her yıl Haziranın ilk haftasında Erciş Deliçay suyu kenarında düzenleniyor. 

Şimdi, Van’ın diğer doğal güzelliklerinden bazılarına bakalım;

Van Kalesi, merkeze 5 km mesafede Van ovasındaki kaya kütlesi üzerine inşa edilmiş. Tuşpa adıyla uzun süre Urartu Devleti’nin başkentliğini yapan kale, M.Ö. 9. yüzyılda kurulmuş. Kaleden Van’ı kuşbakışı görmek mümkün.

 

Şimdi de Gevaş ilçesindeki Akdamar Adasına gidiyoruz. Akdamar Adası’nın ismiyle ilgili şöyle bir efsane anlatıyor: Çok eskiden Van’da bir Keşiş yaşarmış. Bu Keşiş’in Tamara adlı dünyalar güzeli bir kızı varmış. Tamara gönlünü bir Türk gencine kaptırmış. iki gencin aşkını Van’da duymayan kalmamış. Keşiş, kızını bu sevdadan vazgeçirmek  için gölün en büyük adası olan Akdamar Adası’nda bir kilise yaptırmış ama Keşiş’in Tamara’yı Ada’ya hapsetmesi de fayda etmemiş. Delikanlı, her gece kıyıdan yüzerek Ada’ya çıkmış, Tamara da sevgilisine adayı bulabilmesi için fenerle işaret vererek, O’na yardımcı olmuş. Gün ışımadan da tekrar yüzerek geri dönüyormuş.

Keşiş, iki gencin buluştuklarını öğrenmiş ve bir gece, kızın bıraktığı işaret fenerinin yerini değiştirmiş. Feneri, keskin ve sivri kayalıkların bulunduğu bir tarafa bırakmış.. Delikanlı yüzer, yüzer,  ama kollarında derman tükenmiş. Kuvvetli bir dalgayla sivri ve keskin kayalara çarpmış. “Ah Tamara”, feryatlarını duyan Tamara da kendini azgın dalgaların kucağına bırakıp kaybolmuş. Böylece, yaşarken bir araya gelemeyen iki genç, Van Gölü’nün derinliklerini mekân seçerler. Bu acıklı sonun yaşandığı adanın ismi de o günden sonra “Ah Tamara” nın değiştirilmesi ile “Akdamar” olur.

Muradiye Şelalesini söylemeden geçmek olmaz, Muradiye ilçesi, Bendimahi Çayı üzerindeki şelale, Adını Bağdat seferine çıkan Sultan IV. Murat’tan alır. Şelalenin yüksekliği 18 m’dir. Sadece şelalenin güzelliğinden değil, çevresinde oluşan bitki örtüsü ile de ilgi çeker.

Lütfen abone olmayı ve zile basarak bildirimleri açmayı unutmayın.