75 YILDIR FIÇI YAPIYOR!

İZNİK SANSARAK'LI FIÇI USTASI İSMAİL ALKIŞ!


Bak ben fıçı yapıyorum 75 seneden beri.
Bunun yanı sıra yer sofrası yaparım,
Kayık küreği yaptım, su çıkardım, sondaj…

Şu şifa deposu,
Ne oluyor bu; Sağlığa hizmet oluyor
Bu fıçı bir su yapar, içmeye doyamazsın.

Şimdi gençlerimiz
bilhassa, “iş yok” diyorlar.
İşi insan kendi bulur.

Bir fıçı yüz sene gidiyor, yüz sene
kullanılıyor kullanmasını bilirsen,
Boşaldı mıydı boş bırakmayacaksın.
En azından 1-2 karış su olacak.

O acıyı tattım.

Herkese merhaba,
Bugün 75 yıllık fıçı ustası İsmail Alkış’la sohbet ediyoruz.
Türkiye’nin kullanım amaçlı tek fıçıcısı İznik’li İsmail usta,
88 yaşında, ve hala işinin başında.
İyi seyirler.


Türkiye’de kullanım amaçlı
yapan yok bizden başka
Kullanım amaçlı, benzerini yapıyorlar,
sandalye masa yapıyorlar.
Öyle isteyenler de oluyor.
Biz de yapıyoruz ne yapalım, istiyorlar.

Babam bu işi çok uzun yapmadı, 10 sene bile yapmadı.
Oflu bir hocadan alıyor, hoca(imam) fıçıcıymış.
Fıçı yaparmış. Babamla arası da iyiymiş,
yanına gider gelirmiş. Ondan gözüne kestirmiş,
yaparım ben bu işi diye.
Hatta şu çemberler ağaçtanmış.

Şimdi şöyle;
Bizim gelişimiz Orta Asya, Kayı boyu.
Osmanlıdan önce, 3 kardeş.
Onlar yörük, yüzlerce sene önce…

İznik’in hangi köyüne yerleşmişler?
Sansarak.
Köyümüzün tek özelliği şu;
Suyu, havası bir de insanları.
Başka birşey yok.

Askere gittim geldim,
mideden ameliyat oldum, 1958’de.
“Ben artık yarım oldum” dedim.
“Burada yaşayamam, köyde”
İşler ağır, İznik’ten bir arsa aldım.
Allah razı olsun, bizim ihtiyarlar burayı alıverdiler bize.
1958’den beri buradayız yani.

Fıçı da yapardım, çift de sürerdim,
Tahta yapardım, mısır fasülye yapardım.

Kaç yıldır fıçı üretiyorsunuz?
75 sene, sıkıldığım zamanlar oldu ama,
insanlara faydalı, şifa deposu,
Çok da seviyorum sanatımı,
onun için bırakamadım.

Kaç yaşındasınız?
ya 87, ya 88 yaşındayım. evim burası, yan taraf.

Fıçı nerelerde kullanılıyor?
En fazla zeytin, turşu, sirke, peynir.
Bir peynir yapar bu, yemeye doyamazsın.

İşte bende o zihniyet yok,
hiç de olmadı, fıçı
olsun, ölmesin (isterim).

Fıçıların hepsi meşe ağacından mı?
yok meşe değil, bunlar 4 ağaçtan yapılır;
Meşe, kestane, dut, ardıç.
Aynen meşe ayarıdır.
Hatta en şifalı, en ideal olan ardıçtır.
Şifası çoktur.

Neden hep meşe fıçı tercih edilir?
Meşe bol olduğu için. Öbür ağaçlar az,
az olduğu için meşe tercih ediliyor.

Şimdi kızım,
mesela köydeyken bu ağaçları çalardık.
Ormandan kesmesi yasak. Keserdik, biçerdik, gizli gizli
kuruturduk, öyle yapardık.
Şimdi bir telefon edelim, yarın bir tır ağaç gelir.
Eskiden bulunmazdı. İhtiyaç çoktu,

Çok olduğu için bulması çok güçtü,
Ama şimdi her taraf meşe, Türkiyemiz meşe diyarı.

Size kim yardım ediyor?
5-6 tane torun var, hiç birisi gelmedi.
Sonra dışarıdan aradım,
Dedim eleman arıyorum, gelsin, öğrensin,
hem bana yardım etsin.
Belki 10-15 sene böyle didindim.
Gene muvaffak olamadım, gelen olmadı.
Benim torunum “ben geleceğim” dedi.
Gel oğlum dedim.
Askerden dönünce buraya geldi.
Bu iş öyle bir şey ki, aklını fikrini bu işe verecek.
Aklını başka yere verdin mi yapamazsın.
Aklın, fikrin burada olacak.
8-10 gün ancak kalabildi. Bıraktı gitti.
Ondan sonra belki 4-5 yere girdi.
Kendi kendine karar veriyor.
“Gideyim de dedemin yanında çalışayım” diyor.
Geldi, Allah razı olsun beni kurtardı.
Biz işi bayağı büyüttük.

Şimdi bak; öyle bir şey ki,
mesela elin burada böyle,
günde 1000 sefer geçiyor.
Birisinde azıcık aklını başka yere verdin miydi,
parmağını şuradan alıyor.
Allaha şükür büyük kazam yok.

Eşiniz hayatta mı?
O acıyı tattım…
5 seneyi geçti herhalde…
Çok sade bir insandı, hiç buradan çıkmazdı.
Şu gübürleri toplar, tozları toplar, talaşları toplardı.
Ev de buradaydı, çay yap derim, yapıverir, kahve yapıverir.
Ne bileyim, çok sade bir insandı.

Bize tavsiyeleriniz var mı?
Şimdi gençlerimiz bilhassa,”iş yok” diyorlar.
İşi insan kendi bulur, kendisi bulur.
Bak ben fıçı yapıyorum 75 seneden beri.
Bunun yanı sıra yer sofrası yaparım,
kayık küreği yaptım, 10-15 sene, belki 20 sene.
Efendim, su çıkardım, sondaj, artezyen.
Her tarafı gezdim, ne Yalova kaldı,
ne Orhangazi kaldı, ne Geyve, ne Adapazarı kaldı.
Kendi işimi kendim buldum. Ben fıçı işi yapacağım ama
iş yok dedin miydi olmaz,
Bunun yanı sıra başka iş arayışın da olacak.
Hala daha kayık küreği için millet akın eder buraya
ve sofra, ekmek sofrası için.

Her ağaçtan yapardım, meşeden yapardım, ne bulursam.
Çamdan yapardım, kavaktan yapardım.
Yetiştiremiyorum, öyle sipariş var ki,
Edirne’den Erzurum, Adana’dan İstanbul…

İnternet hakkındaki düşünceleriniz?
Torunum internete koydu.
Bu benim işime gelmiyor ama,
ben ne diyorum biliyor musun,
İnsanlara oyuncak oldum gibime geliyor.
Ama düşünüyorum öyle değil,
Şifa deposu…

Geleneksel El Sanatları
Sanatçısı Belgesi
Bana da verdiler, torunuma da.
Hem yemek verdiler, karnımızı doyurdular, hem belge verdiler.
Öyle şeyi pek sevmem, itibar etmem.
En azından kızım, şu şifa deposu,
Ne oluyor bu; sağlığa hizmet oluyor.

Geçmişimizde
1 tonluk, 2 tonluk, 3-4-5 tonluk
6 tonluk fıçıya kadar yaptık;
Böyle büyük, kapıdan zor sığar.
Bu (fıçı) bir su yapar, içmeye doyamazsın.
Suyu koy bunun içine, içinden iç

Bu meşelerin özelliği şu; bunu kökünden kestiğinde
5-6 sene bekleyecek.
Başka birşey yapamazsın,
5-6 sene sonra yapılıyor bu fıçı.
Kestiğin gibi olmuyor.
Ama köyde güneşe sererdik,
Fırınlar yanardı, ekmek fırınları,
köylerde, ekmek fırınına atardık.
sonra bir de suya atarsan çabuk kurur,
suya at, suda kalsın yirmi gün-bir ay,
Suları çeker, 10-15 gün kuruduğunda fıçı olur.
Ama böyle çok yapamazsın.
Mesela 60 m3 ağacı nereye sığdırırsın,
Yapmazsan her sene uğraşmak lazım,
Yapsan bir yere sığdıramazsın.
Dar geldi burası, sanayide de dükkan yaptık.

Fıçıyı uzun kullanmanın sırrı nedir?
100 sene gidiyor, 100 sene.
Aslında mesela dağıldı mıydı
bir planya geç, gene oluyor,
Kullanmasını bilirsen (dayanır),
boşaldı mıydı boş bırakmayacaksın.
En azından 1-2 karış su olacak.
O su da böyle sıcaklarda tuzlu olacak.
Tuzlu, yavan olmayacak.
Uzun müddet kaldığında durur durur, bir anda kokuya çevirir mesela.
Tuzu atarsın, işte Türkçesi 100 sene kullanırsın.
Aylarca kalırsa, öyle 15-20 gün demeyelim.

Sölöz köyü var, oraya gittim,
fıçılar var, tahta 2 parmak kalınlıkta.
Nerede bulurum bu bol malzemeyi dedim.
Bu kadar geniş tahtayı nerede buluruz dedim.
Biz buluruz dediler.
Eee, nereden geliyor, gökten mi yağıyor?
Yok, Rumlardan kalma.
Bak Rumlar gideli 100 seneyi geçti,
Hala daha ağaçlar
duruyor (bir de) kullanılıyor.

Beyin ne yapıyor biliyor musun? İncir yiyor, incir
Sen de git, sen de kopar da ye.

Söylemek istedikleriniz?
Kızım, sanatımın devamını isterim.
Torunum inşallah gözümü arkada bırakmaz.
Mahçup etmez beni, bunu isterim.
Bu sanatın devamını isterim.

Teşekkürler İsmail Alkış…